Okullar kapanırken,

 

Her yıl olduğu gibi bu yılda Haziran ayı itibariyle tatile giren okullar, Eylül ayında yeniden kapılarını açana kadar öğrencilere nefes alabilecekleri uzun bir yaz tatili fırsatı sunuyor. Kimi öğrencilerin sınav dönemine hazırlanmak için evde ders çalışarak geçirdikleri bu tatil dönemini, kimi öğrenciler gönlünce gezip eğlenerek değerlendiriyor. Kimi aileler çocuklarını uçsuz bucaksız karne hediyelerine boğuyor, kimileri ise beğenmedikleri karneleri için çocuklarını cezalandırıyor. Peki, bunlardan hangisi doğru? Gönlünce gezip eğlenerek geçirilen bir tatil mi? Yoksa öğrencilerin kıyasıya birbirleriyle yarıştıkları o meşhur sınavlara hazırlanılabilecek yaz tatili gibi görünen üçüncü bir sömestr mı? Ya o meşhur ve yıllardır tartışılan karne hediyeleri? Peki, böyle bir senaryoda ailelerin beklentisi ne? Çocuklarının yaz tatilinde 1 haftalık küçük bir aradan sonra yeniden masa başına oturmalarını mı bekliyorlar? Yoksa bu dönemi 9 aylık bir okul maratonu ardından hak edilmiş bir tatil olarak mı görüyorlar?

Biliyorum kafanız çok karıştı, belki de bu durumu bir örnek üzerinden anlatmak lazım. Normal koşullarda bir çamaşır makinesinin ömrünü 10 yıl olarak hesaplayalım. Peki, biz bu makineyi her gün ortalama 10 saat gibi yoğun bir tempoda çalıştırsak, acaba makinemiz yine 10 yıl dayanabilir mi? Bir mühendis olmasanız dahi, bu soruyu kısa bir akıl süzgecinden geçirerek yüksek sesle “Tabi ki HAYIR!” cevabını verdiğinizi duyar gibiyim. Peki, bir makineden bile böylesine bir performans bekleyemezken, 9 ayık yoğun bir maratondan çıkan çocuğun dinlenme hakkını ders çalışarak geçirmesini beklemek neden? Biliyor musunuz bugün psikologların kapılarını çalan 12-18 yaş arası çocukların neredeyse tamamı sınav kaygısı problemiyle boğuşuyor, yüksek ebeveyn beklentilerini karşılayamadıkları için tükenmişlik sendromu yaşıyor ya da sınavlarından kötü not alacağına dair kaygı bozukluklarıyla ilişkilendirilebilecek çeşitli semptomlar sergiliyorlar. “Ama sınavlarda çok önemli, çocuklarımızın geleceği söz konusu, biz onların iyi birer geleceği olsun istiyoruz, her şey onlar için” dediğinizi duyar gibiyim. “Peki, bu durumda ne yapmalı, nasıl davranmalı, hem çocuğun ruh sağlığını koruyup tatil yapmasına izin verirken, bir yandan da yıl boyunca öğrendiklerinin tekrarını yapmak mümkün mü?” gibi sorular da kafanızı karıştırıyor. Bu yazımda böyle bir durumda ailelerin neler yapması gerektiği konusunda küçük bir rehber hazırlayıp, hem sizlerin hem de çocuğunuzun işbirliği içinde harika bir yaz tatili geçirmenizi sağlamaya çalışacağım. Tabii ki aşağıdaki 2 maddeyi harfi harfine yerine getirmek kaydıyla;

  • Öncelikle çocuğunuzu koşulsuz kabul etmeyi öğrenmelisiniz, onu sadece notları iyiyken değil her zaman sevdiğinizi ve yanında olacağınızı ona ifade etmeniz gerekir. Örneğin; içinde kötü notları bulunan bir karneden sonra ilk yapmanız gereken empati kurmak. Unutmayın o çocuğunuzun karnesi, dolayısıyla onun kadar üzülmeniz ya da endişelenmeniz mümkün değil. Eğer size umurunda değilmiş gibi davranıyorsa buc durum mutlaka sizi protesto etmesinden kaynaklanıyor. Çünkü ona hiç gerek kalmadan sizin yeterince endişeleneceğinizi, kızacağınızı ve olumsuz tavırlar içine gireceğinizi biliyor ve bu durumla başa çıkabilmek için umursamıyor gibi davranıyor. Dolayısıyla bu durumun onun için de olumsuzlukları olabileceğini de düşünerek onu koşuşuz kabul etmelisiniz. Belki de öncelikle karnesine bakmadan çocuğun kendisine sormanız gerekiyor “Karnen nasıl? Mutlu musun?” Eğer olumlu bir karneyle gelmişse tabii ki sevincini paylaşmalı ve ona harika bir dönem geçirdiğini ve harika bir yaz tatilini hak ettiğini söylemelisiniz. Yaz tatilini yaparken önceki bilgilerini unutmamak ve şimdiki kadar mutlu yeni bir yıl geçirebilmek için ise birlikte bir program çıkarabileceğinizi de paylaşabilirsiniz. Çocuğun tamamen dinlenmeye odaklandığı ilk 2 haftanın ardından, önceden koyduğunuz hedeflerle haftanın 1-2 gününü birlikte eski konuların tekrarına ayırmayı planlayabilirsiniz. Burada unutulmaması gereken, çocuğun tatil anlayışına zarar vermemek adına tüm planı onun yapmasına izin vermektir. Hangi günler, günlük kaç saat tekrar yapacağına çocuğun kendisi karar vermelidir, böylelikle birlikte harika bir yaz tatilinin ilk adımlarını atmış olursunuz. Eğer çocuğunuza sorduğunuz “Karnen nasıl? Mutlu musun?” sorusuna olumsuz cevaplar alıyorsanız, bu durumda ona yanında olduğunuzu hissettirmeniz gerekir. Asla arkadaşlarıyla kıyaslamayın,  sadece onu anladığınızı, eğer isterse birlikte hazırlayacağınız bir planla yaz tatiline engel olmadan önümüzdeki yıla daha iyi hazırlanabileceğini anlatmalısınız. Böylelikle ona “ben seni her koşulda seviyorum, yardıma ihtiyacın olduğunda sana destek olabilirim, benim için özelsin ve mutlu olman için seni desteklemeye hazırım” mesajını vermiş olursunuz ve bunu kelimelerinizle değil de en inandırıcı olan şekilde, yani davranışlarınızla yapmış olursunuz. Dolayısıyla hem çocuğun boğulmadığı ve keyif aldığı bir tatil ortamını teneffüs etmesini sağlarken, bir yandan da eksiklerini fark etmesini ve bunları nasıl düzelteceğini anlamasını sağlamış olursunuz.

 

  • Gelelim o müthiş konuya, karne hediyeleri!!! Çocuğa karne hediyesi alınmalı mı? En anlamlı hediyeyi nasıl seçerim? Öncelikle” karne hediyesi” hediyeymiş gibi görünse de aslında pek de öyle değildir. Çünkü hediyeyi karşılıksız verirsiniz, doğum gününde, yeni yılda, yıldönümünde ya da sebepsiz yere gönlünüzden kopan bir armağandır hediye. Peki, hediye karşılıksız veriliyorsa neden “karne hediyesi” deyip de sadece başarı karşılığında hediye alıp çocuk sevindirmeye “karne hediyesi” diyoruz? Aslında bu durumda çocuğa hediye almıyorsunuz, onu ödüllendiriyorsunuz. Ödüllendirme prensibinde de sadece olumlu olan davranışı pekiştiriyorsunuz. Gelin bu sene ödül vermek yerine gerçek hediyeler alalım çocuklarımıza. Mesela karnesini hiç görmeden ona bir sürpriz yapmaya ne dersiniz? Belki de bilişsel yeteneklerinin kısıtlılığı, ya da sizlerin yeterince kılavuzluk edememesi dolayısıyla ya da sadece ders çalışma karşılığında elde edeceklerine dair farkındalığı düşük olduğu için iyi notlar alamamıştır. Ama yine de 9 aylık o maratonda hemen hemen her gün okula gidip geldi, ödevlerini yaptı ve sınıf etkinliklerine katıldıysa, bu onu mutlu etmek için yeterli bir sebep değil mi? Hadi bu sene karnesini görmeden alalım hediyelerimizi. Ama söz verin, online platformlardan da notlara bakmak yok. Sadece o minik ve yorgun bedenleriyle uzun bir maratondan çıktıkları için, bunun ne derece kıymetli olduğunu hatırlatalım onlara notlardan bağımsız. Yardıma ihtiyaçları olan alanları keşfedelim ve sonrasında daha güçlü duralım yanlarında. Bakın o zaman nasıl mutlu ve huzurlu bir yaz geçecek hem siz hem de çocuklarınız için. Asıl soruya geldik “peki ne hediye edelim?” Eğer şimdiye dek yapmadıysanız önce ona içinde kendini iyi hissedeceği, hem çalışırken, hem oynarken, hem de arkadaşlarıyla vakit geçirirken mutlu hissedeceği bir dünya hediye edin. Mesela Çilek Mobilya’nın çocuklar için tasarladığı hem ders çalışmayı, hem aidiyet duygusunu geliştirmeyi, hem de çocukların uçsuz bucaksız hayal güçlerini destekleyen yaratıcı çocuk odalarını keşfetmeye ne dersiniz?